ESENBOĞA SALDIRISINDAN 35. YIL SONRA
Blog No : 2017 / 52
10.10.2017
Paylaş :
PDF İndir :



ESENBOĞA SALDIRISINDAN 35. YIL SONRA

Sean Patrick Smyth

Diplomatik Gözlem, Eylül 2017


Türk halkının büyük bir çoğunluğu, 28 Ocak 1973 sabahına uyandı¬ğında bir önceki gün olanlara açıklama geti¬rememiş olabilir. Osmanlı İmparatorluğundan gizlice çıkarılan tarihi eserleri iade etmek istediğini iddia eden Gourgen Yanikian adında yaşlı bir Ermeni, iki Türk diplomatını Los Angeles banliyölerinde bulunan bir otele çağırdı. Yanikian toplantıda bir silah çıkardı ve iki diplomatı da öldürdü. Yanikian saldırı öncesinde çeşitli medya organlarına Ermenileri Türkiye’ye karşı “savaş ilan etmeye” davet eden bir manifesto göndermişti. Pek az kişi bu olayın, Ermeni diasporasındaki terör örgütleri tarafından başlatılacak ve 20 yıl sürecek bir terör kampanyasının habercisi olduğunun farkındaydı. 


Terörizmin Ermeni örgütleri tarafından kullanımı yeni değildi. 1905’te Osmanlı Padişahı II. Abdülhamid’e suikast teşebbüsünde bulunan Taşnaklar, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından savaş zamanında Osmanlı’nın komuta kademesinde görev yapanlara suikastlar düzenlediler. Birkaç yıl sonra Lozan Antlaşması’nın intikamını almak amacıyla Batılı devlet adamlarına ve Türkiye’nin ilk Cumhurbaşkanı Kemal Atatürk ile Başbakan İsmet İnönü’ye karşı suikast yapmayı düşündüler. Ancak 1999 yılında, eski Taşnak liderliğindeki bir grup suikastçı, Ermeni Başbakanı’nı ve yedi Parlamento üyesini öldürdüler.


1973’te başlayan suikastlar 1965’te Osmanlı Ermenilerinin yer değiştirmesinin 50. yıldönümünden sonra meydana gelen kümülatif radikalleşmeye istinaden yapılan propaganda kampanyasının doğrudan bir sonucuydu. Lübnan, Sovyet Ermenistan’ı ve ABD’de anma törenleri düzenlendi. Bu olaylar Sovyet Ermenistan’ındaki anti-Sovyet milliyetçilik duygularının yükselmesiyle aynı zamana rastladı. 


Öncelikli olarak Ermenistan Kurutuluş Ordusu (ASALA) ve Ermeeni Soykırımı Adalet Komandoları (JGAC) Türkiye aleyhinde kampanya yürütüyordu. ASALA, 1975’te Lübnan’daki Filistinli teröristleri¬nin bir ortağı olduğu iddia edilen Agop Agopyan tarafından kuruldu. Taşnaksütyun ya da Taşnaklar olarak bilinen Ermeni Devrimci Fede¬rasyonu, 1970’lerin başlarında terör saldırılarını gerçekleştirmek için bir örgüt kurmaya karar vermişti. 1966’da daha tanınmış gruplara ek olarak Ermenistan Ulusal Birlik Partisi faaliyete geçirilmişti. Bu parti, Sovyet istihbaratı tarafından belirli zamanlarda engellense de 1977’de Moskova metrosunda düzenlenen bir bombalı saldırının sorumlusuydu. 


ASALA, 1975’te Beyrut’taki Dünya Kiliseleri Konseyi’ne saldırı düzen¬lediğini açıkladı. Bu saldırı, Dünya Kiliseler Birliği’nin Ermenilerin ABD’ye göçünü kolaylaştırdığı ve dolayısıyla Ermeni nüfusunun azaltıl-masında oynadığı rol temel alınarak gerçekleştirildi. Bu ilk saldırılardan kısa bir süre sonra ASALA, Yanikian’ın serbest bırakılmasını sağlamak için bir dizi terör saldırısı düzenledi. ASALA’nın ilk Türk kurbanı 22 Ekim 1975’te öldürülen Avusturya’nın Türkiye Büyükelçisi Daniş Tunalıgil oldu. İki gün sonra JCAG, Paris’in Türkiye Büyükelçisini ve onun şoförünü öldürdü. 


8 Ağustos 1982’de Türkiye başka bir trajediye gözlerini açtı. Bir önceki öğlen ASALA üyeleri, Ankara’nın Esenboğa Havalimanına saldırı düzenlemiş, bu saldırı sırasında dokuz kişi hayatını kaybetmişti. ASALA, “Pierre Gulumian İntihar Komandoları” tarafından gerçekleştirilen “Erzurum Operasyonu” olarak adlandırdıkları operasyonun sorumluluğunu üstlendi. ASALA, ABD Haber Ajansı’nın Beyrut’taki ofisine gönderdiği açıklama ile dünyanın her yerinde bulunan cezaevlerinde tutulan 85 Ermeni teröristin serbest bırakılmasını, yoksa bu vahşi saldırıların devam edeceğini bildirdi. 


Esenboğa’daki saldırı, teröristlerin sivilleri rehin alması nedeniyle uza¬yarak üç saat sürdü. Kuşatma sırasında teröristler, sekiz yaşındaki bir çocuğu taleplerini belirten bir notla birlikte serbest bıraktı. Cumhuriyet Gazetesi bu taleplerin “Ermenistan hükümetinin Türkiye tarafından resmen tanınması” olduğunu belirtti. ASALA teröristleri, olayı sonlandırmaya çalışan arabulucuya da ateş açtı. 


Polis sonunda durumu kontrol altına alabildi. Olay sırasında ASALA teröristlerinden biri öldürüldü. Bir diğer terörist Levon Ekmekçiyan adındaki Lübnan vatandaşı ise Ankara’da hastaneye kaldırılarak kurtarıldı. ASALA’nın havaalanında masum insanların ölümüne yol açtığı söylendiğinde Ekmekçiyan, söylentilere göre, Türkçe olarak “Yetmedi.” dedi. 


Kısa bir süre sonra yargılanan Ekmekçiyan, duruşması sırasında ara sıra bir tercümandan yardım alarak yarı Türkçe yarı Ermenice konuştu. ASALA’nın amacının ne olduğu sorulduğunda “Ermeni topraklarının kurtuluşu” cevabını verdi. Daha detaylı sorgulandığında “Ermeni toprakları”nın “Kars, Muş, Van, Ardahan, Erzincan ve Bitlis” olduğunu iddia etti. Ekmekçiyan ayrıca, Türkiye’nin 1,5 milyon Ermeni’yi katledip atalarının topraklarını işgal ettiği inancıyla ASALA’ya katıldığını dile getirdi. 


Saldırıdan sonra Cumhuriyet Gazetesi köşe yazarı Uğur Mumcu, ASALA saldırılarının hem Türkiye’deki hem de uluslararası ölçekteki siyasal durumdan ayrı bir şekilde incelenmesi gerektiğini belirtti. Mumcu, 1970’lerde Türkiye’ye silah kaçırmaya çalışırken yakalanan Ermenilere ve Yunanlılara işaret ederek, Esenboğa’ya yapılan saldırının Türkiye’deki “kanunsuz grupların” işbirliğiyle gerçekleştirildiğini de iddia etti. Bu iddia, Ekmekçiyan’ın duruşmada, saldırıda kullanılan silahların bir üçüncü şahıs tarafından Türkiye’de tedarik edildiğini söylemesiyle de desteklenmiş oldu. Milliyet Gazetesi Ekmekçiyan’ın, Türkiye’de henüz kendi terör propagandasını başlatmayan fakat 1980’den beri ASALA ile işbirliği yapan, Kürdistan İşçi Partisi’nden (PKK) yardım aldığını ileri sürdü. 


Duruşma sırasında Ekmekçiyan, ASALA’nın Ermeni halkının asıl düşmanı olduğuna inandığını söyleyerek pişmanlığını dile getirdi. Esenboğa saldırısından birkaç gün sonra Türkiye başka bir trajedi ile sarsıldı. Ermeni asıllı bir Türk olan Artin Penik, Taksim Meydanı’nda ASALA’yı kınadığı kısa bir konuş¬ma yaparak kendini yaktı. 


ASALA, Ankara’daki saldırıların ahlaksızlığına rağmen terör kampanyasına kesintisiz devam etti. 15 Temmuz 1983’te ASALA, Paris’teki Orly Havalimanı’nda bulunan Türk Hava Yolları’na ait check in gişesine saldırarak sekiz kişinin ölümüne ve 55 kişinin yaralanmasına yol açtı. Saldırının ardından Fransız polisi, içlerinde Başsavcı Varugan Karapetian’ın da olduğu 50 şüpheliyi tutuklayarak ASALA’yı sıkıştırdı. Karapetian Fransız polisine bombanın erken patladığını, asıl niyetinin uçakta patlaması olduğunu belirtti. Orly saldırısından bir gün sonra Türk medyası, Ekmekçiyan davasına dikkat çekmek amacıyla Türk Büyükelçiliği’ne saldırı düzenlemek isteyen Londra’daki Ermeni teröristlerin yargılanmasıyla ilgili bir rapor yayınladı. Aynı ay içerisinde Adalet Komandolarından beş üye, esasında bir intihar saldırısı yaparak, Lizbon’daki Türk Büyükelçiliği’ni bastı. 


1980’lerin ikinci yarısında Ermeni diaspora örgütleri terörist faaliyet¬leri bırakmaya ve bunun yerine lobi faaliyetlerine odaklanmaya karar verdi. Bugün Taşnaklar Ermenistan’dadır ve Ermeni diasporasının en etkili örgütüdür. Philadelphia’daki Türk Konsolosluğunu bom¬balama planları yapma suçundan ceza alan Vicken Hovsepian ve 2001’de patlayıcı depolamaktan suçlu bulunan Murat Topalian gibi ABD’de terör suçlarından hüküm giyen birkaç Taşnak, şimdi önde gelen lobicilerdendir. Topalian’ın sakladığı patlayıcılar New York/ BM’de bulunan Türk Misyonu’na saldırıda kullanılmıştır. 


ASALA’nın bazı kalıntıları Ermenistan ve Lübnan’da hala görülmekte. Fransız destek grubunun Başkanı Jean–Marc “Ara” Toranian Fransız Ermeni Birliği’nin önde gelen bir üyesi olarak görev yapıyor. Molte Mekonyan gibi önemli ASALA üyeleri genellikle Ermenistan’da anılıyor ve ulusal kahramanlar olarak kabul ediliyor. Orly bombalanmasının faili Varugan Karapetian da aynı şekilde cezaevinden çıktıktan sonra Fransa’dan kovulduğunda, Ermeni Başbakanı tarafından bir kahraman olarak karşılandı. Bu yılın Mart ayında Karapetian, Erivan Devlet Üniversitesi’ndeki ASALA faaliyetleri üzerine seminerler verdi. 


Hazel Çağan Ebir’in son araştırması, Türk toplumu ve hükümetinin Ermeni terörünün beklenmeyen “yükselişi” karşısında şaşırdığını, olayları doğru çerçeveye oturtamadığını göstermektedir. Ermeni terörizminin artışı kısmen genç Ermenilerin 50. yıldönümü anmaları döneminde radikalleşmeleri ile ilgilidir. Bununla beraber Lübnan gibi yerlerde toplumsal bütünleşmenin çöküşü ve terörizmin dünya çapında politik bir yöntem olarak yükselişi gibi dikkate alınması gereken faktörler de vardır. İddiaya göre 1975’ten 1982’deki İsrail istilasına kadar ASALA ve JCAG, her halde ASALA, Beyrut’ta konuşlanmıştı. Daha sonra örgütün önce Şam’a, ardından Atina’ya taşındığı söylenmektedir. Bu dönemde PKK ve Türk teröristlerin teçhizatlarının Şam’da bulunduğunu da dikkate almak gerekir. Buna ilave olarak, Türkiye ile sorun yaşayan devletlerin Ermeni teröristlere verdiği desteğin de bir diğer etmen olduğu iddia edilmektedir. Fakat birincil kaynakların olmaması nedeniyle kesin olarak konuşmak oldukça zordur. 




Henüz Yorum Yapılmamış.