BATI BALKANLAR’IN AB’YE KATILIM SÜRECİ KRİZ İÇİNDE Mİ?
Blog No : 2012 / 38
12.12.2012
Paylaş :
PDF İndir :



Yaklaşık 60 yıllık varlığı içinde en büyük krizi yaşamakta olan AB’ye Nobel Ödülü verildi. Nobel Komitesi’nin gerekçelendirmesinden, Almanya’yla Fransa’nın barıştırılması, güney Avrupa’daki demokrasilerin istikrara kavuşturulması, Doğu Avrupa’nın Birliğe katılması ve Batı Balkan ülkeleri ile Türkiye’ye doğru da genişleme perspektifinin bulunuyor olmasından dolayı AB’nin Nobel Ödülü’ne layık görüldüğü anlaşılıyor. Bu yöndeki politikaları sayesinde AB’nin Avrupa kıtasında barışma, demokrasi ve insan hakları alanında önemli katkılar sağladığı ifade ediliyor. AB’ye verilen Nobel Ödülü’nde genişleme politikasının payının büyüklüğü Batı Balkan ülkelerini ümitlendirmeli midir? Balkanlar’da yaşanan dönüşümlerde AB önemli roller oynadı. Brüksel bölgede önce kriz yönetimiyle uğraştı, ardından da bütün Balkan ülkelerini AB genişleme sürecine dahil etti. AB, Batı Balkanlar’a yönelik üyelik kapısının açık tutulduğunu değişik vesilelerde dile getirdi. Ancak bölge ülkeleri, AB üyeliklerinin sadece kendi reformlarına değil, Birlik içindeki gelişmelere de bağlı olduğunun farkındadır. Son zamanlarda bölgede AB’nin Batı Balkan ülkelerine yeterince dikkat vermediği yönündeki şikayetleri duymak mümkündür. Bu çerçevede, AB genişleme sürecinin ve buna bağlı olarak Batı Balkanlar’daki reformların devam edip etmeyeceği sorgulanıyor. Hırvatistan’ın 2013’ün ortalarında kesinlemiş gözüken üyeliğinin bile geciktirilebileceğine inanlar bulunuyor. Batı Balkanlar’ın AB üyeliğine ilişkin biriken karamsarlığa rağmen, Birliğin bu bölgeye doğru genişlemesinin bir şekilde devam ettiği ortadadır. Her şeyden önce Hırvatistan’ın AB üyeliği garantilenmiş bulunuyor. Diğer taraftan 2012’nin ortasında Karadağ ile üyelik müzakereleri başlatıldı. Mart 2012’de ise Sırbistan’a AB’ye aday ülke statüsü verildi. Avrupa Komisyonu Makedonya ile üyelik müzakerelerinin başlatılmasını dördüncü yıldır arka arkaya öneriyor. Ancak Yunanistan ile var olan isim sorunu nedeniyle bu konuda bir ilerleme kaydedilemiyor. Son iki yılda reformlarda kaydettiği bazı ilerlemeler nedeniyle Arnavutluk da AB’ye aday ülke statüsünü elde etmeye yaklaşmış gözüküyor. Diğer taraftan, beş AB üyesinin Kosova’nın bağımsızlığını tanımmış olmasına rağmen, Kosova’yla İstikrar ve Katılım Anlaşması’nın imzalanabilmesinin hukuki yolları araştırılıyor. Bütün bunlar dikkate alındığında, AB’nin genişlemesinin kriz içinde olduğunu söylemek gerçekçi olmayacaktır. Bunun yerine, AB içinde var olan krizin genişleme sürecini de etkilediğini söylemek daha doğru olacaktır. Eurostat’ın açıkladığı son istatistiklere göre, Avro Sahası içindeki işsizlik oranı rekor yüzde 11,7’lik düzeyine ulaşmış bulunuyor. Üç yıldır ciddi borç krizi içine olan Yunanistan ve İspanya’da 25 yaş altındaki gençlerin yaklaşık yüzde 60’ının işsiz olduğu belirtiliyor. Böyle bir ortam içinde Avrupa bir umut sembolü olmaktan çıkmış bulunuyor. Avrupa ekonomilerini sarsan sıkıntılar daha fazla genişlemeyi temel öncellikler arasından çıkarttığı gibi, AB’nin Batı Balkanlar’daki imajına da olumsuz yansıyor. Balkanlar’daki insanlar AB’nin eskisi gibi bir ekonomik güvence vermediğini düşünüyor. Ayrıca hiç kimse AB’nin birkaç yıl içinde nasıl görüneceğinden de emin olamıyor. Aslına bakılırsa Batı Balkan ülkeleri genişleme sürecinin durup durmayacağını sorgulayacağına, ekonomik önlemlere ve büyümeye odaklanmalıdırlar. Yüksek kamu borcu ve bütçe açığı, ayrıca kronikleşen işsizlik sorunlarıyla karşı karşıya olan Batı Balkan ekonomileri son üç yıldır adeta büyüyemiyor. Nitekim Balkan ülkelerinin ekonomik sorunları, bölge hükümetlerini en çok zorlayan konular arasında yer alıyor. Yıllarca siyasi sorunlara ilişkin milliyetçi söylemlerle düşük refah koşullarında yaşamaya mahkum edilen Balkan ülkelerinin vatandaşları, ekonomik alanda başarılı olmayan her hükümete desteğini kesmeye hazır görünüyor. İşte bu noktada AB’deki krizin Batı Balkanlar’a etkisi daha ciddi boyutlara çıkabilir. AB fonlarına erişim dışında, bölge ülkelerinin AB ile ticari ve finansal ilişkileri de belli ölçüde zora girebilir. Kaldı ki önümüzdeki birkaç yıl içinde Balkan ülkeleri büyük ihtimalle fazla AB’den gelen yatırımcı da göremeyecektir. Netice olarak AB genişlemesi gelecekte de devam edecektir. Ancak Batı Balkan ülkeleri Birliğe üyeliğin, ekonomik sorunlarına sihirli çözüm getireceğine inanmaktan vazgeçip, kendi kalkınma sorunlarına daha ciddi bir şekilde odaklanmalıdır.


© 2009-2018 Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Tüm Hakları Saklıdır

 



Henüz Yorum Yapılmamış.